KASIM 2026 ABD SEÇİMLERİNDEN BEKLEDİKLERİMİZ
2020 ABD seçimleri hakkında fikirlerimi yazmış ve 2024 seçimleri ile ilgili de Gökhan Karakaş ile bir söyleşimiz olmuştu. Şimdi her iki veya dört yılda bir ABD seçimleri hakkında okumak veya dinlemek zorunda mıyız diye sorabilirsiniz ancak siyasetçilerin tavır ve davranışları ile seçmenlerin beklentilerindeki büyük değişiklik nedeniyle ne ABD, ne de ABD seçimleri, eskisi gibidir. Bu beklentilerin farklı ve özünden bozulmuş temellere dayanması, buna paralel olarak, seçimlerin de yapısını ve sonuçlarını değiştirmiş durumdadır. Bu yüzden eski günlerde olsaydık, normal şartlar altında “Cumhuriyetçiler veya Demokratlar seçimi kazanır. ABD’de değişen bir şey olmaz, sistem aynı şekilde devam eder.” derdik ama ne yazık ki artık öyle olmuyor.

Ağustos 2018’de ABD’yi ikinci bir iç savaşın eşiğinde göreceğimi hiç düşünmediğimi ifade etmiştim. Daha öncelerde de defalarca söylediğim ve yazdığım gibi; ABD çok karışık dönemlerden geçti, birçok fikir ev sahipliği yaptı ancak akli selim siyasetçiler sayesinde toplumun dinamiklerini bozmadan bu durumun üstesinden gelebildiler. Buna karşılık günümüzde, gittikçe tarikatçı bir zihniyetin yaygınlaştığı ABD’de akli selim siyasetçiler kalmadığı gibi seçimlere de eski güven ve rağbet de kalmamıştır.
Başkan Yardımcısı J.D. Vance ismi çok duyulacak
11 Eylül’de Dallas’ta yıl ortasında bir kongre yapıldı. Cumhuriyetçilerin tertiplediği bu ara dönem kongresinin nedenlerinin başında, seçim öncesi Demokratlara bir gözdağının yanı sıra tüm eyaletlerden gelen adayları ve aday adaylarını bir araya getirip bir doping etkisi yaratmaktı. Her ne kadar kesin sonuçlarını seçimlerden sonra görecek olsak da kanaatimce kongre kısmen dahi olsa amacına ulaşmış durumdadır. Bu arada kongrede yıldızlaşan Başkan Yardımcısı J.D. Vance ise 2028’de yapılacak olan başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçilerin bayrağını taşıyacağına dair oldukça kuvvetli izlenimler bırakmıştır.

Başkan Trump’ın kongrede çoğunluk ihtiyacı
2026 Kasım seçimleri Trump’ın son iki yıllık dönemini ve ABD’nin sürdürdüğü dış siyaseti doğrudan etkileyeceği gibi, Demokratların kazanması halinde cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanması ve Anayasa Mahkemesi, Merkez Bankası (Federal Reserve) gibi mevkilerdeki boşalan koltuklara yapılacak başkan atamalarını riske atabilecek veya zorlaştıracaktır. Başkan atamaları nihayetinde Senato tarafından onaylandığından Cumhuriyetçiler kritik noktaları elde tutabilmek için Senato’da çoğunluğu elde tutmak zorundadırlar. Kongre’de ise Demokratların çoğunluğu elde etmesi öncelikle Trump ve ailesi hakkında ardı arkası kesilmeyen meclis soruşturmalarının başlatılmasının yanı sıra hem yasama hem de yürütme organlarının çalışmalarını kilitleyecek ve sonu gelmeyen çirkin olaylar zincirini başlatacaktır.
En az bunun kadar önemli olan bir başka husus da finans meselesidir. Başkan Trump’ın hükümeti istediği gibi finanse edebilmesi için Kongrede çoğunluğa ihtiyacı vardır. Bunun başında da hükümete sağlanan borçlanma tavanının yükseltilip yükseltilmeyeceği hususu gelmektedir. 2025 yılında Kongre bu tavanı 5 trilyon dolara yükseltmişti. Söz konusu limite 2027 ortalarında ulaşılacağı ve hatta harcamaların bu limiti geçeceği bekleniyor.

Bu durumda, limitin tekrar yükseltilmesine kadar Hazinenin olağanüstü manevralarla harcamaları kontrol altında tutarak hükümetin icraatlarını devam ettirmesi gerekmektedir. Kongre’de Cumhuriyetçilerin çoğunluğu kaybetmesi ve Kongrenin Demokratların eline geçmesi halinde yürütme organı ciddi engellemeler ile karşı karşıya kalacak demektir.
Şu anda Kongre ve Senato yapılarında Cumhuriyetçiler az farkla da olsa çoğunluğu ellerinde tutmaktadır. Senato’da durum 53-45 Cumhuriyetçilerin lehine iken (bağımsız iki senatörün Demokratlar lehine yol aldığını düşünecek olursak durumu 53-47 olarak değerlendirmek daha gerçekçi olur), mecliste ise durum 218-212 Cumhuriyetçilerin lehine olup 4 boş koltuk bulunmaktadır. Senato için 3 Kasım’da yapılacak seçimlerde 100 sandalyeden 35’i yeniden seçilecektir. Geçmiş istatistiklere bakacak olursak bu 35 sandalyeden 13’ü Demokratların, 22’si ise Cumhuriyetçilerin kontrolünde olan eyaletlerdir.

Kongre aritmetiği
Meclisteki duruma gelince, toplam sandalye sayısı olan 435 temsilci ve oy kullanamayan 6 temsilcinin hepsi de 3 Kasım’da baştan seçilecektir. Oy hakkı olmayan 6 temsilci şunlardır:
- Washington DC temsilcisi
- Porto Riko temsilcisi
- Amerikan Samoası temsilcisi
- Guam temsilcisi
- ABD Virgin Adaları temsilcisi
- Kuzey Mariana Adaları temsilcisi
2024 seçimlerinde Cumhuriyetçiler 220-215 çoğunluk elde etmişlerdi. Bugün itibarıyla (10 Eylül 2026) durum 220-212 Cumhuriyetçilerin lehine olup 3 koltuk boş durumdadır. İki demokrat vefat, bir temsilci de istifa etmiştir.
Eylül başlarında Trump, İran savaşının ne zaman biteceğine dair kendisine sorulan bir soruya “Seçimlerden hemen sonra” şeklinde cevap vermiştir.
Trump’ın cevabı ve savaşın uzama nedeni
Birçoğunuz bu cevabı tipik Trump cevabı olarak değerlendirip önemsemeyebilirsiniz. Ancak ABD siyasi tarihine bakacak olursak, savaş halinde iken yapılan seçimlerde başkanların çoğunlukla seçim kaybetmediklerine şahit olmaktayız. Anlaşıldığı üzere, Trump’ın cevabının arkasında ciddi bir hesap yatmaktadır. Savaşın da, ortada hatırı sayılır bir neden olmamasına rağmen, bu kadar uzamasının sebebi de bu olabilir.
Kanaatimce, Kasım seçimlerinde hem Kongre hem Senato yapısı hâlihazırdaki durumlarını koruyacak ve Karadeniz’de ve Ortadoğu’da yaratılan ABD masalı piyasaların istekleri doğrultusunda yavaş yavaş tarih sayfalarında kaybolup gidecektir.
ARET TASCİYAN/NEW JERSEY





Çok iyi bir analiz, teşekkürler.
biz teşekkür ederiz Ersin bey. yorumlarınız kaliteli ve gerçekçi içeriklerimizin devamı için önemli.
Çok güzel bir analiz , ancak umarım kongre ve senato el değiştirip demokratların çoğunluğuna geçer 🙂