Yeni Dünya Araştırmaları Merkezi Direktörü Prof. Dr. Hasan Ünal, CGTN Türk’te yayımlanan “Hasan Hoca’ya Soruyorum” programında, bölgedeki balistik füze saldırıları ve hava savunma sistemleri üzerinden S-400’lerin önemini değerlendirdi. Türkiye’nin S-400’leri elden çıkarmak yerine envanterinde tutması, hatta mümkünse daha fazla sistem edinmesi gerektiğini savunan Ünal, “Böyle bir jeopolitik ortamda bir devletin elinde S-400’ler olması bir nimet diye görülmeli” dedi.
Yeni Dünya Araştırmaları Merkezi Direktörü Prof. Dr. Hasan Ünal, CGTN Türk’te gazeteci Özgür Özbakır’ın sorularını yanıtladığı “Hasan Hoca’ya Soruyorum” programında, Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemlerine ilişkin tartışmaları değerlendirdi. İran’a yönelik saldırılar ve Yemen-Suudi Arabistan hattındaki çatışmalarda balistik füzelerin öne çıkmasına dikkati çeken Ünal, S-400’lerin Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını belirterek bu sistemlerin elden çıkarılması yönündeki tartışmaları eleştirdi.
S-400’lerin balistik füzelere karşı etkili sistemlerden biri olduğunu savunan Ünal, İsrail’in çok katmanlı hava savunma sistemleri ile ABD’nin Körfez’deki üs ve tesislerini örnek gösterdi. Bölgedeki çatışmalarda yaşananların hava savunma sistemlerinin kapasitesinin yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğini ifade eden Ünal, şöyle konuştu:
“Şimdi bu balistik füzelere karşı en etkin silahlardan biri S-400’ler. Yani bu balistik füzeleri yüzde 100 vuran, karşılayan bir silah sistemi dünyada var mı bilmiyoruz, herhalde yok.”

“S-400’LER HAVA KUVVETLERİNE KARŞI DA ÇOK ETKİLİ”
S-400’lerin yalnızca balistik füzelere karşı değil, hava kuvvetlerine karşı da etkili olduğunu ileri süren Ünal, sistemlerin Türkiye’nin savunma kapasitesi açısından önemini vurguladı. Ünal, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki gelişmeleri de değerlendirmesine dayanak göstererek S-400’lerin diğer sistemlerle karşılaştırıldığında daha etkili olduğunu savundu.
Türkiye’nin elindeki sistemleri elden çıkarmaya yönelik yaklaşımı eleştiren Ünal, “Siz bunu böyle görmüyor da ‘şunları bir an önce bitpazarında satalım’ havasındaysanız bu işte bir yanlışlık vardır. Yani bu işte hem de devasa bir yanlışlık var” ifadelerini kullandı.
“S-400’LERDEN DAHA FAZLA ELDE ETMEK LAZIM”
Türkiye’nin yerli hava savunma sistemleri geliştirme çalışmalarının önemine değinen Ünal, mevcut sistemlerin henüz S-400’lerin menziline ulaşmadığını söyledi. Yerli savunma sistemlerinin ilerleyen süreçte daha gelişmiş kapasitelere ulaşabileceğini belirten Ünal, mevcut ihtiyaçların da göz önünde bulundurulması gerektiğini kaydetti.
Ünal, Türkiye’nin hava savunma kapasitesine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Bu tartışmaları artık bir tarafa bırakmak, hatta mümkünse S-400’lerden daha fazla elde etmek lazım. Çünkü bizim elimizde kendimizin imal ettiği hava savunma sistemleri hâlâ alçak irtifa hava savunma sistemleri. Evet, ilerletiyoruz, belli bir noktada inşallah S-400’lerin menziline de ulaşacağız, belki geçeceğiz, daha iyisi olacak ama olacak, yapacağız. Şu anda elimizde ne var? Bunlar yok. O hâlde aklımızı başımıza toplamalıyız.”

BÖLGESEL GELİŞMELER ÜZERİNDEN S-400 DEĞERLENDİRMESİ
Programda İran’a yönelik saldırıları ve Suudi Arabistan ile Yemen arasındaki çatışmaları değerlendiren Ünal, balistik füze ve insansız hava aracı kapasitesinin bölgesel güvenlik açısından belirleyici hâle geldiğini ifade etti. Ünal, bu gelişmelerin hava savunma sistemlerinin önemini ortaya koyduğunu belirterek Türkiye’nin savunma politikalarını mevcut jeopolitik koşullar çerçevesinde ele alması gerektiğini savundu.
S-400’ler üzerinden yürütülen tartışmaların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Ünal, Türkiye’nin hava savunma kapasitesini güçlendirmeye odaklanması gerektiğini söyledi.


