TİCARETİN YÖNÜ ASYA’YA KAYIYOR: TÜRKİYE’DEN ÇİN’E GIDA VE ROBOTİK TİCARET KÖPRÜSÜ

Burak Demirbaş
4 dk Okunma Süresi

Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkiler, geleneksel ticaretin ötesine geçerek gıda ihracatı ve ileri teknoloji alanlarında yeni işbirliği kanallarıyla genişliyor. Türkiye’nin Çin pazarındaki gıda varlığını büyütmeye yönelik ticaret heyetinin ardından Arçelik’in robotik, akıllı ev teknolojileri ve sürdürülebilir teknolojiler alanında Shanghai Jiao Tong Üniversitesi ile işbirliğine gitmesi, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkinin farklı sektörlere yayıldığını ortaya koydu.

Türkiye’nin Çin’e gıda ihracatını artırmak ve Türk ürünlerinin Uzak Doğu’nun en büyük pazarlarından birindeki bilinirliğini güçlendirmek amacıyla 2-6 Eylül tarihlerinde Guangzhou’da ticaret heyeti düzenlendi.

Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği organizasyonuyla gerçekleştirilen programa, gıda sektörünün farklı alanlarında faaliyet gösteren 12 Türk firması katıldı. Türk şirketleri, Çinli ithalatçı, distribütör ve alıcılarla doğrudan görüşmeler gerçekleştirdi.

60 ÇİNLİ FİRMAYLA 160 GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Program kapsamında yaklaşık 60 Çinli alıcıyla 160’tan fazla iş görüşmesi yapılırken, Türkiye tarafı Çin pazarındaki ihracat potansiyelini daha da büyütmeyi hedefliyor.

Ad image

Ege İhracatçı Birliklerini temsilen programa katılan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Kadri Gündeş, gerçekleştirilen görüşmelerin Türk firmalarının ürünlerini doğrudan Çinli alıcılara tanıtması açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.

Gündeş, Türkiye’nin önümüzdeki 5 yıl içinde Çin’e yaptığı gıda ihracatını 1 milyar doların üzerine çıkarmayı hedeflediğini bildirdi.

ROBOTİK VE İLERİ TEKNOLOJİ ADIMLARI

Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik temasların bir diğer önemli başlığını ise yüksek teknoloji oluşturuyor.

Arçelik, Türkiye’de İTÜ ve ODTÜ başta olmak üzere üniversitelerle yürüttüğü üniversite-sanayi işbirliği modelini Asya-Pasifik’e taşıyarak Çin’in önde gelen araştırma ve mühendislik kurumlarından Shanghai Jiao Tong Üniversitesi Geleceğin Teknolojileri Global Enstitüsü ile işbirliği anlaşması imzaladı.

Yeni işbirliği; robotik, akıllı ev teknolojileri, gömülü sistemler ve sürdürülebilir teknolojiler başta olmak üzere geleceğin üretim ve teknoloji alanlarını kapsıyor. Anlaşma, Türk şirketlerinin Çin’i yalnızca büyük bir tüketim pazarı olarak değil, aynı zamanda teknoloji üretimi, araştırma ve inovasyon merkezi olarak değerlendirdiğini gösteriyor.

Arçelik CEO’su Can Dinçer, şirketin 28 Ar-Ge ve tasarım ofisi, 2 binden fazla araştırmacısı ve 3 bini aşan küresel patent portföyüyle uluslararası ölçekte teknoloji geliştiren bir şirket konumunda bulunduğunu belirterek, Çin’de atılan adımın küresel Ar-Ge yapılanmalarının genişletilmesi açısından önemli olduğunu ifade etti.

TİCARETİN YÖNÜ ASYA’YA KAYIYOR

Gıda ve robotik alanlarında atılan bu iki adım, Türkiye’nin Çin ile ekonomik ilişkilerinin yalnızca ihracat ve ithalat rakamlarından ibaret olmadığını ortaya koyuyor. Bir tarafta Türk tarım ve gıda ürünlerinin Çin pazarındaki payının artırılması hedeflenirken, diğer tarafta Türk sanayisinin ileri teknoloji ve Ar-Ge kapasitesinin Asya’nın teknoloji ekosistemiyle buluşturulması amaçlanıyor.

Küresel ekonomik merkezlerin giderek Asya’ya kaydığı dönemde Çin, Türkiye açısından hem büyük bir tüketici pazarı hem de teknoloji, yatırım ve üretim açısından stratejik bir ortak olarak öne çıkıyor. Bu durum, Türkiye’nin ekonomik ilişkilerini daha fazla çeşitlendirmesi ve farklı pazarlara doğrudan erişim kanalları oluşturması açısından önem taşıyor.

Gıda ihracatında hedeflenen 1 milyar dolarlık eşik ile robotik ve yapay zeka bağlantılı teknoloji işbirlikleri, Türkiye ile Çin arasındaki ilişkinin düşük katma değerli ticaretten yüksek katma değerli üretim ve ortak inovasyona doğru genişleyebileceğine işaret ediyor.

Asya Çağı’nın belirginleştiği yeni küresel denklemde Türkiye’nin önündeki temel fırsatlardan biri, Asya’nın yükselen pazarlarıyla doğrudan ve karşılıklı faydaya dayalı ekonomik bağlar kurmak. Çin’le geliştirilen gıda ve teknoloji koridorları da bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor.

Türkiye açısından mesele yalnızca Çin’e daha fazla ürün satmak değil; üretim, teknoloji, yatırım ve bilgi birikiminin karşılıklı olarak paylaşılabildiği kalıcı bir ekonomik ortaklık kurmak. Gıda ihracatı ile robotik teknolojiyi aynı ekonomik ilişkinin iki ayrı ayağı haline getiren son girişimler, bu yöndeki dönüşümün işaretlerini taşıyor.

Makaleyi Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir