ABD’Lİ GAZETECİDEN KRİTİK İDDİA: NETANYAHU TRUMP’A NÜKLEER SALDIRI İÇİN BASKI YAPIYOR

Asya Çağı Editör
5 dk Okunma Süresi

Küresel siyasetin nabzını tutan ve Washington–Tel Aviv hattındaki hareketliliği yakından takip eden çevreler, ABD’li tanınmış gazeteci Tucker Carlson’ın ortaya attığı son derece sarsıcı iddialarla çalkalanıyor. Carlson’ın paylaştığı bilgilere göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump’a İran’a yönelik bir nükleer saldırı gerçekleştirilmesi için yoğun bir baskı uyguluyor. Bu amaç doğrultusunda Netanyahu’nun ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) Amiral Brad Cooper dahil olmak üzere Washington yönetiminin üst düzey yetkililere “azami baskı” uyguladığını ileri süren Carlson, “Her ikisi de, son derece kötü yönettikleri savaşın müzakere yoluyla çözülmesine karşı çıkıyor ve büyük çaplı muharebe operasyonlarının yeniden başlatılması için bastırıyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Asya Çağı perspektifiyle, küresel dengeleri ve Avrasya güvenliğini doğrudan tehdit eden bu gelişmenin arka planındaki iddiaları ve jeopolitik yansımalarını derledik.

“Bibi Her Gün Trump’ı Arıyor”

Tucker Carlson’ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı iddialarına göre, Washington’ın konvansiyonel silahları İran’ın dağlık bölgelerindeki derin yer altı tünellerini ve nükleer tesislerini imha etmekte yetersiz kalıyor. Bu durumun askeri açıdan tek seçenek olarak “nükleer opsiyonu” masada tuttuğunu öne süren Carlson, Tel Aviv yönetiminin bu doğrultuda Washington’a baskıyı doruğa çıkardığını belirtti:

Ad image

“Tek askeri seçenek nükleer bir saldırı. Netanyahu bu konuda çok sert baskı yapıyor. Konuya yakın bir gözlemci, ‘Bibi bu konuda Trump’ı her gün arıyor. Carlson, “Hedef, İsrail istihbaratının İran hükümetinin nükleer zenginleştirme programını yeniden başlattığını iddia ettiği, İran’ın merkezindeki Kazma Dağı olacaktır. Amerikan cephaneliğindeki hiçbir konvansiyonel silah, zenginleştirme faaliyetlerinin yapıldığı varsayılan tünelleri yok etmek için yaklaşık 90 metre kalınlığındaki yekpare graniti delemez, eldeki tek askeri seçenek nükleer saldırıdır.” ifadelerini kullandı.‘ diyor.”

Kritik Eşik: Karar İçin Gözler Önümüzdeki Günlerde

Uluslararası ilişkiler uzmanları, ABD’deki siyasi takvim ile Orta Doğu’daki askeri hamlelerin kesiştiği bu hassas döneme dikkat çekiyor. Washington’daki bazı üst düzey isimlerin ve güvenlik bürokrasisinin de bu baskı mekanizmasına sessiz kalmadığı öne sürülürken, Başkan Trump’ın nükleer silah kullanımı veya askeri operasyonların kapsamı konusunda önümüzdeki günlerde kritik bir karar eşiğinde olabileceği ifade ediliyor.

Kazma Dağı’nda gerçekleşecek bir yer üstü patlamasının yol açacağı radyoaktif serpintinin, Basra Körfezi’ni kirleterek 100 milyon insanın su kaynağını zehirleyeceğini vurgulayan Carlson, “Nükleer bir saldırı, yıkımı kökten hızlandıracaktır.” yorumunu yaptı. Carlson, ABD dışında hiçbir ülkenin savaşta nükleer silah kullanmadığına dikkati çekerek, kullanmak isteyen başka ülkelerin olduğunu ve ABD’nin olası böyle bir saldırısının da bu ülkelere örnek teşkil edeceğini belirtti. İlk nükleer saldırının, “Üçüncü Dünya Savaşı’nı kaçınılmaz hale getireceğini” öne süren Carlson, “Washington’da her iki partiden de kimse bu durumdan rahatsız görünmüyor. Şu an ise uçurumun kenarındayız. Konuyu yakından takip edenler, Trump’ın önümüzdeki hafta sonuna kadar nükleer silah kullanıp kullanmama konusunda bir karar verebileceğini belirtiyor.” ifadelerini kullandı.

Küresel Felaket Senaryosu: Nükleer Serpinti ve 3. Dünya Savaşı Uyarısı

Bu tür bir nükleer saldırının sadece bölgesel değil, küresel boyutta yıkıcı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiliyor:

  • Su Kaynakları Tehlikede: Olası bir yer üstü nükleer patlamanın yaratacağı radyoaktif serpintinin Basra Körfezi’ni kirleterek bölgedeki milyonlarca insanın su kaynağını zehirleyebileceği uyarısı yapılıyor.

  • Nükleer Eşik Aşılabilir: ABD’nin savaşta nükleer silah kullanmasının, küresel nükleer caydırıcılık dengesini kökten sarsarak diğer nükleer güçler için tehlikeli bir emsal teşkil edebileceği ve Üçüncü Dünya Savaşı riskini tetikleyebileceği vurgulanıyor.

İran: “Karşılarında birleşik İran var”

Öte yandan İran İslami Şura Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Meclisin açık oturumunda gündem öncesi yaptığı konuşmada, 4 Kasım Dünya Emperyalizmine Karşı Mücadele Ulusal Günü’nün arifesinde bulunulduğunu belirterek “Ülkemizin şanlı takviminde tarihî üç olayın simgesi olan Dünya Emperyalizmine Karşı Mücadele Ulusal Günü’nün arifesindeyiz. Bu olaylar; İmam Humeyni’nin sürgün edilmesi, 1978 yılında Pehlevi rejimi tarafından aziz öğrencilerin acımasızca şehit edilmesi 1979 yılında ABD casusluk yuvasının ele geçirilmesidir.” dedi. Kalibaf, “Bu üç olayın temelinde tek bir gerçek yatmaktadır: ABD, güç kazandığı günden bugüne ve gücünün yettiği her dönemde İran’ı yutmaya çalışmıştır ve çalışmaya devam edecektir. Bir zamanlar bu amacını kukla yöneticileri teslim alarak gerçekleştirmeye çalışıyordu. Bugün ise birleşik ve bağımsız İran halkının direnişiyle karşı karşıya kaldığı için askerî, ekonomik ve bilişsel savaş araçlarını kullanıyor.” ifadelerini kaydetti.

Asya Çağı’nın Değerlendirmesi

Orta Doğu’daki krizlerin sadece bölgesel aktörlerle sınırlı kalmadığı; küresel enerji hatlarını, Asya-Avrasya ticaret koridorlarını ve dünya barışını doğrudan hedef aldığı bir kez daha gözler önüne seriliyor. Washington yönetiminin Tel Aviv’in jeopolitik ve siyasi hayatta kalma reflekslerine teslim olup olmayacağı, önümüzdeki dönemin en kritik küresel güvenlik sorusu olarak ortada duruyor.

Makaleyi Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir