TÜRK DÜNYASININ KOZMİK EVRENİ: KAM DAVULUNUN ANLAMI VE KÜLTÜREL ÖNEMİ

Asya Çağı Editör
7 dk Okunma Süresi

Kam davulunun kültürel etkisi: Karun Hazinesi’ni gözden düşürdü

Dünyanın en büyük dijital medya platformu olan Netflix’te Yılmaz Erdoğan’ın senaryosuyla yayınlanan “Organize İşler- Karun Hazinesi” dizisinde kullanılan kam davulu sahnesi büyük tepkiye neden olmuştu. Orta Asya’da yaşayan Türk halkının. Tengriciliğin ve şamanizmin inanç sembolü olan kam davulunun suç dünyası unsurlarıyla servis edilmesi yapımın adeta gözden düşmesini sağlamıştı.

Asya Çağı olarak kadim kültürlerin su saygı ve inanç unsurununun bin yıllardır süregelen anlam yükünü bulmaya çalıştık.

Türk dünyasının tarihsel ve kültürel derinliği, Avrasya genelinde yapılan antropolojik ve kültürel araştırmalarla yeniden gündeme geliyor. Bu mirasın en somut ve sembolik ögelerinden biri olan kam davulu (şaman davulu), Sibirya’dan Anadolu’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada Türk topluluklarının kozmik evren haritası olarak kabul ediliyor. Avrasya coğrafyasının en köklü inanç sistemlerinden biri olan Tengricilik ve kamlık (şamanizm) geleneğinin merkezinde yer alan kam davulu, sadece bir ritüel aracı değil; Türk dünyasının evren tasavvurunu ve mitolojik hafızasını geleceğe taşıyan yaşayan bir kültür mirası olarak varlığını koruyor.

Son yıllarda popüler kültürde ve kurgusal yapımlarda sıkça yer almasıyla toplumsal hassasiyetlerin odağı haline gelen kam davulu, sıradan bir müzik aleti veya dekorasyon nesnesi olmanın ötesinde, derin bir felsefi ve manevi altyapıya sahip.

Ad image

Alemler Arası Bir Geçiş Anahtarı ve Manevi Binek

Kadim Türk inancına göre evren; gökyüzü (üst dünya), yeryüzü (orta dünya) ve yeraltı (alt dünya) olmak üzere üç katmandan oluşur. Kamlık geleneğini yürüten kamlar (şamanlar), ritüeller sırasında transa geçerek bu alemler arasında manevi yolculuklar yaparlar.

Bu yolculuklar esnasında çalınan kam davulu, kamın ruhlar alemine uçmasını sağlayan kutsal bir “binek” (uçan at veya geyik) olarak tasavvur edilir. Davulun düzenli ve hipnotik ritmi, ritüel alanındaki kötü enerjileri uzaklaştırmak ve iyi ruhları yardıma çağırmak amacıyla kullanılır. Bu yönüyle davul, Türk şifa ve arınma geleneklerinin baş unsuru konumundadır.

Deri Üzerine Nakşedilen Türk Kozmolojisi

Hayat Ağacı (Ulu Çam / Bayterek): Davulun tam merkezinde veya dikey ekseninde yer alır. Kökleri yeraltını, gövdesi yeryüzünü, dalları ise gökyüzünü simgeler. Dünyanın merkezini ve alemler arası bağı temsil eder.

Güneş ve Ay: Genellikle davulun üst (gök) kısmında bulunurlar. Yaşam enerjisini, zamanın akışını ve karanlığa karşı aydınlığın gücünü sembolize ederler.

Çift Başlı Kartal ve Kutsal Kuşlar: Gökyüzü katını koruyan, kamın ruhlar alemine uçarken ona eşlik eden koruyucu ruhları ve gücü temsil eder.

Umay Ana ve Atalar: Doğumu, bereketi ve çocukları koruyan Umay Ana figürü ile kamın geçmişteki usta atalarının ruhları davulun yeryüzü katında yer alır.

Geyik, At ve Kurt: Türk mitolojisinde kutsal sayılan bu hayvanlar, kamın manevi yolculuğunda ona rehberlik eden ve hız kazandıran yardımcı ruhlardır.

Yatay ve Dikey Çizgiler: Davulu genellikle artı (+) şeklinde bölen bu çizgiler, dört ana yönü (Doğu, Batı, Kuzey, Güney) ve gök ile yeri birbirine bağlayan dünya eksenini gösterir.

Kam davulu nasıl yapılır? 

Bir kam davulu sıradan malzemelerle yapılmaz; her parçanın doğayla ve ruhani dünyayla bağı olmalıdır. Davulun ahşap kasnağı, genellikle yıldırım çarpmış (böylece göksel bir enerjiyle kutsanmış) ya da temiz bir ormandaki huş, sedir veya çam ağacından seçilir. Ağaç kesilmeden önce ondan özür dilenir ve kansız kurban (saçı) sunulur. Davulun üzerine gerilen deri; geyik, dağ keçisi, at veya sığır derisinden olur. Bu hayvanın ruhunun, davul çalındığında kamın bineği (atı/geyiği) haline geldiğine inanılır. Davulun arkasındaki tutma yerinde demir çubuklar, halkalar ve çıngıraklar bulunur. Türk inancında demir, kötü ruhları kaçıran kutsal bir metaldir. Çıngırakların çıkardığı sesler ise kuş seslerini ve doğanın ritmini taklit ederek kötü enerjiyi temizler. Davulun üzerindeki semboller kimyasal boyalarla değil; bitkilerden, özel taşlardan veya topraktan elde edilen kırmızı ve siyah kök boyalarla çizilir. Kırmızı renk yaşamı ve kanı, siyah ise yeraltını ve gizemi simgeler.

 

Doğadan Ruhaniyet Alınan Kutsal Malzemeler

Davulun yapım süreci, doğaya saygı ve animistik (canlılık) inancın en somut göstergesidir. Davulun ahşap kasnağı sıradan bir ağaçtan değil; genellikle yıldırım çarparak göksel bir enerjiyle kutsandığına inanılan ya da kutsal kabul edilen huş, sedir veya çam ağaçlarından elde edilir. Ağaç kesilmeden önce doğadan özür dilenir ve kansız kurban (saçı) sunulur. Davulun üzerine gerilen geyik, dağ keçisi veya at derisi, çalındığı andan itibaren kamın ruhani binitine dönüşür. Davulun arkasında yer alan demir çubuklar ve çıngıraklar ise Türk kültüründe demirin kötülüğü defeden gücünü simgeler. Çıngırakların sesi, doğadaki kuş seslerini taklit ederek ortamı temizler.

Kültürel Mirasın Korunması ve Hassasiyetler

Günümüzde Orta Asya ve Sibirya’da Tengricilik inancını sürdüren Türk toplulukları için kam davulu hâlâ dini ve manevi bir kutsallık taşımaktadır. Uzmanlar, Türk dünyasının ortak hafızasını ve mitolojik zenginliğini yansıtan bu kadim sembolün, popüler kültür metaları arasında sıradanlaştırılmaması ve kültürel hassasiyetler gözetilerek korunması gerektiğinin altını çiziyor. Kam davulu, Avrasya’nın derinliklerinden gelen mistik sesiyle, Türk kültür tarihinin en güçlü bağlarından biri olmaya devam ediyor.

Suç Dünyası ve Yasaklı Maddelerle İlişkilendirilmesi

Tepki çeken sahnenin merkezinde, eski Türk inanç sistemi Tengricilikte ve şaman kültüründe son derece manevi, arındırıcı bir gücü olduğuna inanılan kam davulunun, yasaklı madde ticareti yapan suç gruplarının yer aldığı bir ortama dahil edilmesi bulunmaktadır. İzleyiciler, kötü ruhları kovmak ve şifa dağıtmak amacıyla kullanılan kutsal bir nesnenin, illegal bir suç kurgusunun içinde mizahi ya da sıradan bir meta gibi gösterilmesini kültürel ve inançsal değerlere büyük bir saygısızlık olarak nitelendirmiştir.

Kam davulu, yaşayan Tengricilik inanışına sahip topluluklar ve Türk mitolojisine gönül verenler için adeta kozmik bir evren haritasıdır. Bu ritüel aracının, dizinin genel komedi ve suç örgüsü içerisinde eğlence ile hiciv malzemesi haline getirilmesi, kültürel temsilin sınırlarının aşıldığı tartışmasını başlatmıştır. Eleştirmenler ve izleyiciler, semavi dinlerin kutsal sembollerine gösterilen hassasiyetin, Türklerin kadim inanç ögelerine de gösterilmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Özetle; kam davulunun evrensel kozmolojik derinliği ve kutsallığı, Yılmaz Erdoğan’ın kurguladığı suç ve yeraltı dünyası estetiği ile taban tabana zıt düştüğü için sinema dünyasında uzun süre unutulmayacak bir “kültürel temsil” krizine neden olmuştur.

 

Makaleyi Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir