MİÇOTAKİS’İN HARİTA ÇIKIŞINA TÜRKİYE’DEN SERT YANIT

Asya Çağı Editör
4 dk Okunma Süresi

“Harita Bir İddiayı Gösterebilir, Ancak Onu Yargılayamaz”

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) toplantısında sergilediği haritalı sunum ve Türkiye-Libya anlaşmasını hedef alan açıklamaları uluslararası platformda tartışma yarattı. Miçotakis’in tezleri hem kendi ülkesinde eleştirilere ve alay konusu olmasına yol açarken, Türkiye’den diplomatik ve hukuki temelli net bir yanıt gecikmedi.

Miçotakis BMGK’da Ne Söylemişti?

Yunanistan’ın dönem başkanlığını yürüttüğü BMGK’da “Yeni teknolojiler ve deniz güvenliği: Barış ve güvenlik açısından etkiler” başlıklı oturumda söz alan Kiryakos Miçotakis, Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nı hedef aldı.Toplantı sırasında Doğu Akdeniz’e ait bir harita gösteren Yunan lider; “Türkiye ile Libya’nın deniz sınırlarını çizerken aradaki Yunan adaları (Girit, Rodos, Kerpe ve Kaşot) dikkate alınmadı. Mutabakat uluslararası hukuka ve Yunanistan’ın egemenlik haklarına aykırı. Coğrafya yeniden yazılamaz ve egemenlik hakları harita üzerine çizilen keyfî çizgilerle ortadan kaldırılamaz” demişti.

Türkiye’den Çok Net Yanıt: “Bu Konsey Bir Deniz Sınırlandırma Mahkemesi Değildir”

Yunan Başbakanı’nın iddialarına ve haritalı sunumuna en sert tepki, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız‘dan geldi. Büyükelçi Yıldız, ” Uluslararası hukuk sloganlara veya tek taraflı haritalara indirgenemez. Bu Konsey bir deniz sınırlandırma mahkemesi değildir. Bir harita bir iddiayı gösterebilir, ancak onu yargılayamaz.” dedi. 

Ad image

Türkiye’nin Vurguladığı Temel Noktalar:

Egemen Haklar: Türkiye ve Libya’nın uluslararası anlaşmalar yapma yetkisine sahip iki egemen devlet olduğunu belirten Yıldız, bu egemen hakkın üçüncü bir ülkenin itirazı nedeniyle yok sayılamayacağını hatırlattı. 2019 tarihli mutabakatın sadece taraf olan iki ülke arasındaki sınırları düzenlediğini, taraf olmayan devletlerin haklarını hedef almadığını ifade etti.

Ada ve Coğrafya Tartışmaları: Uluslararası içtihadın, kıyı yapısı ve coğrafi koşullar ne olursa olsun Ege’deki her adaya otomatik olarak tam yetki tanımadığı gerçeğinin altını çizdi.

UNCLOS Vurgusu: Türkiye’nin BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (UNCLOS) taraf olmadığını hatırlatan Yıldız, bu sözleşmenin evrensel ve tek belirleyici hukuki metin olarak kabul edilemeyeceğini, taraf olmayan ülkeler aleyhine bağlayıcı örfi hukuk teşkil ettiği varsayımının yanlış olduğunu belirtti.

Diyalog ve İyi Komşuluk Mesajı: Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’deki sorunların iyi komşuluk ilişkileri temelinde, diyalog yoluyla ve uluslararası hukuka uygun olarak çözülmesinden yana olduğunu yineleyen Yıldız; bu süreçte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) ve Kıbrıs Türklerinin meşru hak ve çıkarlarının da mutlaka gözetilmesi gerektiğini vurguladı.

Asya Çağı Analizi: Doğu Akdeniz ve Avrasya Jeopolitiğinde Güç Dengeleri

Yunanistan’ın BMGK kürsüsünden Doğu Akdeniz jeopolitiğini tek taraflı haritalarla sıkıştırma hamlesi, küresel güç merkezlerinin Asya’ya kaydığı ve çok kutuplu bir dünya düzeninin kurulduğu günümüz jeopolitiğinde dar vizyonlu bir çaba olarak dikkat çekmektedir. Asya Çağı‘nın karakteristiği olan “bölgesel sahiplenme, çok boyutlu ticaret koridorları ve enerji güvenliği” ekseninde değerlendirildiğinde, Doğu Akdeniz sadece kıyıdaş ülkelerin iç denizi değil; Asya’yı Avrupa’ya ve Afrika’ya bağlayan kritik bir kavşaktır.

Deniz Ticareti ve Koridor Güvenliği: Asya’dan yükselen ekonomik merkezlerin Akdeniz limanlarıyla entegrasyonu, Doğu Akdeniz’deki istikrarın ve hakkaniyetli paylaşımın önemini artırmaktadır. Tek taraflı maximalist iddialar (Maximalist Seville Haritası gibi girişimler), Avrasya ticaretinin ve enerji hatlarının güvenliğini tehlikeye atan anakronik yaklaşımlardır.

Çok Kutuplu Diplomasi: Miçotakis yönetiminin dar bölgesel sıkışmışlıklarını küresel platformlara taşıma çabası, Avrasya ve Asya güç merkezleri tarafından pragmatik birer manevra olarak okunmaktadır. Türkiye’nin “hakkaniyet ve diyalog” temelli Mavi Vatan stratejisi ise Asya’nın yükselen ticaret ve lojistik vizyonuyla daha uyumlu bir jeopolitik akıl ortaya koymaktadır.

Jeopolitik Realite: Haritaların masalarda veya kürsülerde tek taraflı boyanmasıyla sahadaki hukuki ve fiili hakikatlerin değiştirilemeyeceği gerçeği, yeni dünya düzeninde güç merkezlerinin coğrafi gerçeklikle uyumlu hareket etmesi gerektiğini bir kez daha kanıtlamaktadır.

Makaleyi Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir